31 Aralık 2009

Hayır...Yılbaşıyla ilgili bir başlık olmayacak burada

Sevgili okur, naber? Uzun zamandır pek görüşemiyoruz..Şöyle bi baktımda; bayramdan bayrama, doğumgününüden yılbaşına yazılmış..Onlar da naber naber? Pek muhabbet edemiyoruz...Çok çalışıyorum desem..o da yok...sahi, ben ne yapıyorum ya?

Neyse fazla uzatmayayım...Şimdi yılbaşı-krismıs filan ya..özel bir şarkı-video paylaşırım diye düşünmüştüm..Vazgeçtim ama..Amaan ben olmuşum yılbaşı! Her yıl her yıl yılbaşı; kim uğraşacak?..Bu yüzden özel bişeyler yapmayacağım bu yıl..Hatta resim de koymayacağım yazıya...Elimde de tam yazıya uygun 2 tane resim vardı..boşa gidecek, tüh...ama olsun..bu postta yazıdan başka birşey olmayacak...son kararım

Bence yılbaşı 365 günde bir olmaktan kaybediyor..Şöyle 1000 günde bir gelse tamam çok önemsenecek, ama 365 günde bir...çok tırt valla...insanın ciddiye alası gelmiyor..."şu yılbaşı mı? 365 gün sonra yine gelir aamaaan"...1000 olsa herkes çok ciddiye alır ama..bak olimpiyatlara...4 yılda bir geliyor diye nası da önem veriliyor...iddia ediyorum yılbaşı gibi zırt pırt gelseydi kimse ciddiye almazdı...bence yılbaşını 4 yılda bir kutlayalım...tamamen kendi iyiliği için...

Bu sene kimseye klasik yılbaşı mesajı filan da göndermeyeceğim..geçen senelerde -tamamen kendi icadım- "bu sene hayatıma giren en güzel şeydin 20xx'te de yanımda olman dileği ile :)" yazıp gönderirdim...Daha doğrusu sadece geçen sene oldu bu..ama her sene bunu yapmayı düşünmüştüm...e ondan da vazgeçtim..kim uğrağaşacak...hem ciddiye alan çıkıyor...malın biri "ama senle geçen sene tanışmıştık:P" yazmıştı...ha pardon benim hatam diye "unutkan ama sevecen çocuk" olmaya çalışmıştım...bu sene aynı şey yine olursa çekemem...basarım hakareti diye korkuyorum...çoklu mesajı kişisel mesaj olarak ciddiye alacak kişiyi sinir sistemim taşıyamaz..

birazcık huysuz girdim yazıya kusura bakma okur..e 2009 yılı berbat bir yıldı, haliyle hakkında yazarken huysuzlanıyorum..garip bir tesadüf müdür, ya da sadece bana mı oluyor, bilmem ama tek yıllar hep kötü-çift yıllar hep süper geçiyor gibi..bu sene de teoriyi doğrulamak için elinden geleni yaptı..buradan son kez 2009 yılına sesleniyorum..herşeyinle berbat bi yıldın hacı..bari giderken bana para filan gönder de affedeyim seni..ok kib bye

bu yılbaşında değişik bir şeyler yapmak istemiyorum da değil aslında..alttan alttan bir yanımda "hacı değişik bişeyler yapalım" diyor...mesela bu seneye çırılçıplak soyunarak mı girsem? hani nasıl girersen öyle olur...denemek lazım aslında...sonra da zatürre olup yeni yılın 2. gününde ölürüm..öbür dünya zaten "çırılçıplak"...ohhhh..mis gibi, püfür püfür...

neyse blogla ilgili konuşayım azıcıkta...evet farkındayım...boşlanmış gibi bişey oldu burası..meğersem diğer yazarlarımızla topluca susma kararı almışız son şirket toplantımızda...ama şimdi ben bozuyomuşum bu kararı...sevgili Nixe, sevgili Yasemin Abla...geri dönün, çoluk çocuk telef olduk burada :(...

Son olarak...2009 yılında başıma gelen en güzel şey sendin sevgili okur...2010 yılında da bera...öeeh...neyse kendine iyi bak...havalar soğuk, sıkı giyin...şapkasız- atkısız dışarı çıkıp üşütme..öptüm...

12 Kasım 2009

İyi ki Doğdun Tatlım...


Bugüne kadar burada hiçbir ilişkimden bahsetmedim..Hatta yazmaktan nefret ettiğim konuların başında "aşk" geliyor..Ama bugün durum biraz farklı..Emir çok büyük yerden geldi :)..Sevgili Ashley'im dedi ki: "Panda, bu sene doğum günümü blogger'dan kutlamazsan küserim"...Eh ne yaparsınız artık.. Kutlamak zorundayım :)... Sevgili Ashley'ciğim, iyi ki doğdun sen...Benimle beraber nice mutlu seneler geçirmen dileği ile... Seni çok seven sevgilin... Panda...

18 Ekim 2009

O değil de seni seviyorum...

gittin benden.
niye gittin bilinmez, vardır geçerli bir sebebin.
biriyleymişsin öyle diyorlar, doğrudur.
aşk-meşk mevzularında hesap sorulmaz kimseye...
neden denmez...

iyi ki geldin ama... iyi ki gelmişsin yani...
çok iyi geldin bana...

duymak isterdim, anlık da olsa benim de sana iyi geldiğimi...
iyi ki geldiğimi hayatına...
gitmesini de bilirim...

her neyse, gereksiz uzattım...

seni seviyorum*

29 Eylül 2009

Aramaya İnanmak...

çok güzel TEN resimler
erkekle kızın çiftleşmesi (tamam...”insan ve bilumum hayvan” veya “hayvan ve hayvan” çiftleşmesi arayan (ki belirtmek isterim, hayvanlar arasında yok yok, ne kadar çok “hayvansever” var ülkemizde) insanları bir nebze(!) anlayabiliyorum ama bu ne demek ya?)
aldatma fotoğrafları arıyorum
cok cirkin bayan resimi
yalancı şerefsizler avril lavigne bekar (oha abi ya..adam resmen kin yapmış...anlayamadığım google’a niye bağırıyosun? Suçu günahı ne çocuğun?)
sünger bob pipisi
doğum gününde erkek arkadaşıma yazabileceğim mektup
fakir insan laik olur mu (?!)
pipini gösteren kızlar (geçen yazıda belirtmiştim "pipi-kız" ilişkisi hakkında görüşlerimi..bu arama ile buraya düşen 4 güzide insan daha oldu)
msnde soydugum kızlar (zaten Microsoft işi gücü bıraktı senin soyduğun kızların listesini tutuyor- internete yüklüyor..belki bir gün ararsın diye)
kızlar nerelerine elenince zevke gelirler
her şeyini gösteren kız video ("herşey" nasıl bir şey ya?)
dallama x6 (bak küfür edicem)
durmuş ali bir salağın önde gideni
alacakaranlık filminin ödüllerinin verilişinin videosu
fatih ürekle birlikte söyleyen rapcilerin adı ne
panda diye hayan varmı (ben uydurmadım herhalde)
benim sawyer\'in neyim eksik komik (???)
soyvarvır
pamuk prenses masalının geçtiği ülke neresidir
abla pipi var
godoş ne demek
götü yamuk panda
arkadaşımın karısıyla konuşuyorum (konuşmak kötü bir şey olmasa gerek)
adadan kurtulma filmleri (bu filmlerin yapımcıları ne hissediyor ki..sen milyon dolarlık filmler yap- o kadar emek harca; sonra filmin "adadan kurtulma filmi", "hapisten kaçma filmi" gibi tırt isimlerle anılsın..sinemadan soğurum şerefsizim)
abi abla kavgası oyunu
hanimiş pipi
kalbini kırdım abi kıza ne demeliyim (google'la dertleşmek?)
kelimelerin özenle seçilmesi üzerine laflar
on dakikalık at çiftleşmesi (5-6 değil illa 10 dakika olacak?)
facebook ta paylaşabileceğin video (facebookta zırt pırt video paylaşan adamların videoları nereden bulduklarını öğrenmiş olduk böylece)
tokatta kac tane alevi var

evet..son bir ay içinde google'dan gelen aramaların bir kısmı böyle (çok küfürlü olanları -fazla yok zaten- traşlamaya çalıştım)..hepsini tek tek açıklamaya zamanım yetmedi maalesef..açıklamadıklarım ile ilgili yorumları size bırakıyorum..hadi öptüm bye.. (Biterken çalan birşey yoktu..kendinize iyi bakın efendim...)

23 Eylül 2009

Mtv Video Müzik Ödülleri '09


Biraz geç oldu ama ancak yazabildim..
Kısaca o NewYork'ta düzenlenen gece hakkında bilgiler verelim..

İlk ödül En İyi Kadın Sanatçı Videosu dalındaydı. Kazanan Taylor Swift oldu. İzleyenler bilir, ilk ödülün verilişi biraz garip oldu. Kanye West oturduğu yerden kalkarak '' Bu ödülü Beyonce hak ediyor '' gibisinden bir şeyler söyledi ve Taylor hiç bir şey diyemeden yerine geçmişti.
Ben bir kaç yıldır bu tür ödül törenlerini takip eden biri olarak Kanye'nin hareketine şaşırmadım,daha önce de buna benzer bir şey yapmıştı zaten.

Sonra, En iyi Rock Videosu katagorisinde o gece sahne alan Green Day grubu ödül aldı. Bu katagoride gerçekten hak edenin kazandığını düşünüyorum..

Beyonce,Britney Spears gibi adayların yer aldığı En İyi Pop Videosu ödülünü Lady Gaga kazandı. Bahsi geçen video Poker Face'di ve Lady Gaga'nın tüm videoları gibi o da bir numaraydı.

Sırada En iyi Erkek Sanatçı Videosu vardı. Ödülü açıklamak üzere çağıran iki isimden biri, bu katagorideki adayların hepsinin birbirini çok iyi tanıdığını,tıpkı bir aile gibi olduklarını ve ödülün onlar için bir yabancıya gitmeyeceğini söylemeye çalışırken, seyirciler tepki göstermişti. Ben bu tepkiyi adaylardan Kanye West yüzünden alındığını düşünüyorum. Gecenin başında Swift'e yaptığı şaka (!)nın sonucu olarak yani.. Her neyse kazanan T.I oldu.

En İyi Hip-Hop Videosu bölümünde moonmani Eminem ''We Made You'' videosuyla kaptı.

Gecenin en önemli ödülü ,'' Yılın En iyi Yeni Sanatçısı '' ödülünü, Lady Gaga aldı. Bu gece aldığı ikinci ödülüydü bu ve gerçekten çok sevinmişti. Bunu yüz ifadesinden anlayabilirsiniz. Yüz ifadesi demişken,izleyenler bilir, Lady Gaga'nın o gece giydiği kıyafetler hep onun yüzünü kapatıyorlardı ve bu ödülü aldığı zaman Lady Gaga,ödülünü Eminem'e tutması için uzattı ve kıyafetinin başını kapatan kısmını çıkarmıştı.

Ve son olarak '' Yılın Videosu'' ödülünü Beyonce aldı. Beyonce sahneye çıktığında, ilk önce herkese teşekkür etti ve hemen sonra '' Ben ilk defa Destiny's Child'da aday olduğum zaman havalara uçmuştum. Ve şimdi Taylor'ın gelip bu anın tadını çıkarmasını istiyorum'' diyerek Taylor Swift'i sahneye çağırdı ve sözü ona bırakmıştı. Bu bir nevi ondan özürdü bana göre. Ve şunu da söylemeden geçemeyeceğim, Beyonce'nin bu hareketi çok güzeldi..

+++

Bu arada Jay-Z ve Alicia Keys Empire State Of Mind parçasıyla,
Pink Sober'ı ile,
Green Day Eat Jesus Nowhere ile,
Lady Gaga Paparazzi ile,
Beyonce Single Ladies ile
Ve Muse da yeni singleı Uprising ile o gece sahne aldılar.

Alacakaranlık serisinin ikinci filmi Yeni Ay'ın fragmanı ilk defa yayınlandı.
Aynı zamanda törenin açılışı ve kapanışı da Micheal Jackson'ın This is It belgeselinin fragmanıyla yapıldı.
MTV Video Müzikleri '09 Micheal Jackson'a armağan edildi..

20 Eylül 2009

Bayram?!

İyi Bayramlar :)

7 Eylül 2009

Doğmamış Çocuğuma Mektuplar

Sevgili Evladım;
Kusura bakma, uzun zamandır sana yazamıyorum..Malum..İş güç- ders mers filan..Sevgili baban bugünlerde çok yoğun maalesef...Bırak sana vakit ayırmayı, kendime ayıracak vaktim yok..Böyle bir durumda sana nasıl yazayım bencil eşşoğleşşek..sus konuşma! öhm..Eminim ki senin de böyle zamanların olacak..Ve yine eminim sana "ohh öğrenci olmak ne güzeldi, dert yok sorun yok, daha fazla çalış evladım, ben senin zamanındayken..." diye başlayan cümleler kuracağım.O zaman bu mektubu alıp bana gösterebilirsin..Büyük ihtimal "montaj bu", "artık devir değişti tabii Çelik'te değişti" ya da "Galatasaray-Fener maçı kaç kaç ya?" diyerek seni yalanlayacağım, ama burdan da olsa söyleyeyim: "Seni anlıyorum..O aşamalardan ben de geçtim"...Ohh..Çocuğunu anlayan sevecen baba imajını da ilk paragraftan verdim..En azından bu mektup bu işe yarasın..Okuduktan sonra direk çöpe atma yani..Hiç olmazsa geri dönüşüm kutularına at..Ağaçlar bizim geleceğimizdir (çevreci baba profili de tamam)...

Konuyu dağıttık yine..Ne diyordum?...Hah..Sana yazamamamın bir diğer nedeni de yazacak konumun kalmaması..Daha adını bile bilmeden bu kadar mektubu yazdığıma dua et..Başka ne yapabilirim ki? "Annenizle nasıl tanıştım?" diye ecnebi memleketlerin birinde bir dizi var..Oradaki gibi annenize giden yolu* da yazamam sana (*o dizideki yol çok uzun bu arada, en az 1550 mektup çıkar, belirtmeden geçmeyeyim)..Çünkü her son sınıf öğrencisi gibi, geride kalan 3 yıl boyunca tüm sevgili kaynaklarımı tüketip "bu seneyi boşver hacı, hele bir üniversiteye gideyim yapacağımı(!) yaparım(!)" diye kendimi kandırma moduna yavaş yavaş geçmekteyim..Kulübü ile 1 senelik kontratı kalmış, başka kulüplere yelken açmayı bekleyen futbolcu gibi hissediyorum lan kendimi..Ne olur ne olmaz diye zor günler için sakladığım bir-iki aday adayı dışında elimde hiçbirşey yok..Onlarla da pek uğraşacağımı sanmıyorum..Bırakayım onlar harekete geçsin di mi?

Yani anlayacağın..Bu durumda sana anlatabileceğim "derste Osman amcanla şunu yaptık", "bugün mat-2'den şu konuyu çalıştım" gibi şeyler..Onlarında pek reyting alacağını zannetmiyorum..Bu arada Osmancık çok iyi bir çocuktur..O'nun gibi tiplerle gezmende hiçbir sakınca görmüyorum..Burak amcan hâlâ yasak ama..Bir de İhsan dayın gibi ultra-geyik tipler var..O zamana kadar yasaklamadıysam onları da yasaklıyorum..Sus konuşma..İhsan dayına güleceğine otur dersini çalış..Ben senin zamanındayken...öhm..pardon..Daha zamanı vardı di mi? Bir gelecekten bir geçmişten bahsedince karıştırdım bir an..Milyon dolarlık yapımlar bile işin içine zaman atlamaları girince saçmalıyorsa benim saçmalamam bir hayli normal..Bu arada aklıma gelmişken söyleyeyim..Gelecekte modern-espritüel(!) babalar gibi "saç malanmaz taranır" esprisini yapmaya başlarsam çekinme, vur beni...Mahkeme de bu mektubu göstererek beraat edebilirsin..Hakim bey, vurulmayı kendim istedim; çocuğun bir suçu yok...

Sevgili evladım..Yine hiçbirşey anlatamadan mektubun sonuna geldik..Anlatacağım çok önemli(!) konuları başka mektuplarda anlatırım artık..Seni daha fazla sıkmak istemiyorum..Şimdi arkadaşlarına gidip "öff benim babam ne çok konuşuyo yeaaa" diye dedikodumu yaparsın..Terbiyesiz herif ben seni gidip ona buna anlatıyo muyum? Neyse..Yaklaşık bir 15-20 yıl sonra görüşmek üzere(30küsürümden önce gelme lütfen)..Annene selam söyle..Kardeşini -varsa- gözlerinden öp..
Sevgilerimle...
Baban


Alakasız Not:Bu "mektup" bir süreliğine son yazım belki de..Bundan sonra pek fazla yazamayabilirim..Evcil Panda bir süreliğine Nixe ve Yasemin Abla'ya emanet olabilir..Yine de sizi takip ederim diye düşünüyorum...Sadece ikisini bir arada (oku-yaz) yapabileceğimi sanmıyorum...Yeniden görüşebilmek dileği ile...kendinize iyi bakın efendim...(kesin son mon değil ama..bakarsın 2 gün sonra yeni bir yazı filan olur..bilemiyorum..dramatik birşey olsun istedim sadece, o da olmadı gibi sanki?)(Foto)

3 Eylül 2009

Ç.K. 6

[*]Uzun sayılabilecek bir aranın ardından yepyeni bir "ordan oraya" yazısı ile karşılarınızdayım..Hiç geciktirmeden resimle başlayayım..Böyle bir kedimin olmasını istiyorum ben yaa..Ne şirin bişey eşşoğleşşek..Gözleri Benjamin Linus Benjamin Linus bakıyor..Adı Kira herhalde..Ben olsam adını "Ben" koyardım..KEDİ BENJAMİN...ehehe

[*]Bir gün bir çılgınlık edip http://www.feysbuk.com/ adresini satın almak istiyorum..Büyük ihtimal facebook'u tiye alan geyik sitesi gibi birşey yaparım içine..Fikri bir bulayım (rectoa yardııım! :)) hemen satın alma işlemlerine başlayacağım..valla bak..İşallah ben güzel bir fikir bulana kadar kimse satın almaz..(-ooehh..inşallah satılmaz diyorum, yaptığım işe bak..herkesin görebileceği bir yere bunu yazıyorum)

[*]Geçtiğimiz günlerin birinde çok büyük bir salaklık sonucu patates cipslerinden çıkan "bilmem ne patates cipsi ile milyonlarca kontör bedava" kartını kullandım..Salaklık diyorum, çünkü bugüne kadar gördüğüm en muhteşem kazıklama kampanyalarından biri...Zaten kodu gönderme bedeli 4 kontör..Ondan sonra da verdikleri kontörü geri alabilmek için uğraşıp duruyorlar..Yok "şunu yaptık iptal etmek için İPTAL yaz şunaşuna gönder" yok "telefonunun melodisini değiştirdik iptal etmek istersen şunu yaz ücreti 2 kontör"...sürekli mesaj gönderiyorlar..Ayrıca bu kontörleri sadece turkcell için aramalarda kullanabiliyorsunuz -sms bile gönderilemiyor-..İlk aramanızda da -nasıl bir tarife ise artık- birden bitiveriyor bu "büyük hediye"..süper kazık, bravo!

[*]Kazık demişken, Ttnet diyorum başka bişey demiyorum..Onun kazıklarını hepimiz biliyor ve yiyoruz zaten...

[*]CSI:NY ne kadar gıcık bir dizi yaa..Ne zaman denk gelsem kulağın içinden çıkan kir-ayakkabının altındaki vişne lekesi gibi şeylerle katil yakalıyorlar..Bugüne kadar çözemedikleri bir cinayete rastlamadım..Adamların hepsi çok bilmiş über insanlar..Hepsi her konuda uzman..Bilemedikleri hiçbir şey yok maaşallah..İnsan bir süre sonra katillerin bu ekibi alt etmesini istemeye başlıyor..Bir günde bir suçlu yakalanmadan kaçabilsin be...

[*]Zencilerin yarıştığı her alanda başarılı olmasını hazmedemeyen bir beyazım..Yüzme ve tenis dışında adamları altedebildiğimiz hiçbirşey yok..İnsanın zorla ırkçı olası geliyor..Bi zahmet şu kahrolası zencilere günlerini gösterelim lüften...(white power!)

[*]Ünlü bir sanatçının ölümünden sonra ağlayan, sinir krizi geçiren, şarkılarını her duyduğunda "o ölmeseydi ben ölseydim" der gibi hareketler sergileyen insanlara zaten gıcıktım, Fırat Budacı'nın da gıcık olduğunu öğrendim; artık bizi kimse tutamaz...Teşekkürler Fırat...

[*]REKLAMLAR:Burger King'in tavuk konseptli reklamları ne kadar salakça reklamlardır.."Ehehe nası da kandırdık davukları, kestik yedik hepsini hacııı" gibi bir ifade ile bize tavuk-burger satmaya çalışıyorlar..Büyük ihtimal tavukburger seven kişiler bile reklamı izleyince ürünü almaktan vazgeçiyorlardır..(Ben mcdonalds'ın yerinde olsam bir karşı kampanya başlatır "biz hayvanları seviyoruz, bu sene şu kadar hayvanı koruma altına aldık..ayrıca "birileri"ne inat pirinçten menü yaptık: hayvansever-yeşil menü; tavuklara özgürlük" gibi şeyler söylerdim..kesin yararlanırdım bu salaklıktan :) )

[*]Turkcell ise kendilerinden görmeye pek alışık olmadığımız bir başarıya imza atıp, çok sevilen "Hidayet dansını" yeni reklamlarına da taşımışlar..İlk reklamın aksine Hidayet uzuun uzuun dansediyor..çok şirin ehehehe..Bence bu dans diğer reklamlarla devam etmeli..Mesela bir sonraki reklamda Hidayet 3g'li bir telefondan takım arkadaşlarına bu dansı öğretsin :)

[*]Şunu söylemeden de geçemeyeceğim..Jimmy Fallon Beyaz'a, Conan O'brein da Okan Bayülgen'e benziyor mu ne? Nerden bu fikre ulaştım bilmiyorum ama, acayip bir şekilde bu insanları birbirine benzetiyorum..

[*]Tugay Kerimoğlu'nun oynadığı vodafone reklamından sonra anladım ki Tugay'ı yolda görsem Türk demem..Resmen bir İngiliz olmuş adam..Kalıtım 0 - Çevresel faktörler 1.

[*][*]Logo konusuna değinmek gerekirse...Sevgili tobi'nin blogundan gördüğüm bir resim üzerine paintte yaptım..Ancak bu kadar olabildi.."Ben daha güzelini yaparım" diyen arkadaşları mail adresime bekliyorum..Kenarda köşede bir yerlerde var adresim..(ayrıca dün tobinin doğum günüydü(müş), onun da doğum gününü kutlarım; iyki doğdun pastaaa, iyki doğdun pastaaa, mutlu yıllar pastaaa :):) )

Biterken Cenk ve Erdem Beyler'den Düt-düt çalıyordu(Foto)

31 Ağustos 2009

Ağustos Top 5

1-David Guetta ft. Kelly Rowland - When Love Takes Over: Bir numarada elbette bir çok müzik eleştirmeninin de bu yazın hiti olarak gördüğü David Guetta ve Kelly Rowland'ın ortak çalışması sonucunda ortaya çıkardıkları '' When Love Takes Over'' var.
Benim için de bu yazın en güzel şarkısıydı, türlü müzik listelerinde de hep 1 numarada yer alıyor. David Guetta her yaz yaptığı gibi bu yaz da hit olmayı başaran bir şarkı yapmış ve buna da Kelly Rowland katılmış. Destiny's Child şarkıları dışında Kelly'nin seslendirdiği en güzel şarkıydı bence.



2-Pussycat Dolls- Hush hush: İki numarada Pussycat Dolls'un coverladığı ''Hush hus; hush hush'' var.
Son albümlerinden bu yana çıkardığı şarkılarının çoğu tüm müzik listelerinde ilk beşe giriyordu. Bu şarkılardan bu yaz en çok tutulanı da bizim top5imize koyayım dedim. Gerçekten çok güzel bir şarkı. Şahsen ben , PCD hayranı değilim fakat ne zaman tvde çıksa oturup dinliyorum.. Yarım saatte 4 ayrı kanalda 6 kere çıktığı zaman bile oldu Ağustos ayı içerisinde.


3-Black Eyed Peas - I gotta Feeling: Sırada B.E.P'nin '' I gotta feeling '' parçası var.Bu yaz Boom Boom Pow'dan sonra çıkardıkları single da Avrupa ve USA listelerinde ilk onda.
Videosunu izlerseniz, David Guetta'yı da görebilirsiniz bu arada (: ..


4-Shakira - She Wolf: Dört numarada Shakira'nın son albümünün ilk single'ı '' She Wolf ''u görüyoruz.
Şarkı klasik Shakira parçası gibi geliyor kulağa fakat videosunu izlediğinizde,'' Shakira aşmış! '' diyebilirsiniz. Klip bildiğimiz Shakira stil dansla başlıyor fakat devamı pek de öyle olmuyor. Ya da bana öyle geldi..


5-Gossip - Heavy Cross: Vee listemizi Gossip grubunun '' Heavy Cross'' singleıyla kapatıyoruz. Tarzıyla ve müziğiyle çok farklı olan bu grup bu yaz bu şarkısıyla kendini sevdirmeyi başarmış görünüyor. Bana sorarsanız şarkıyı ilk dinlediğimde pek beğenmemiştim.. Çok farklıydı ama TVde ha bire tekrar tekrar çıkınca ve siz de dinleyince bir müddet sonra dilinize dolanıyor (:
...

İşte böyle.. (: Üzülerek söylüyorum ki 2009 yaz sezonunu da kapattık.. Keşke hiç bitmese diyesimiz geliyor fakat her güzel şeyin bir sonu vardır (: .. Kış da güzel ya.. diyerek kendi kendimizi teselli edelim bari..
Sonbaharda görüşmek üzere (: ..

27 Ağustos 2009

Kreativ Blogger Şeysi

Yaklaşık 1 haftadır "kreaitiv blogger" diye bir mim-ödül dolaşıyor ortalıkta..Sağolsun sevgili ruh pastası bu ödüle bizi layık görmüş..Kendisine çok teşekkür ederim..Bu ödülün (ya da mimin) 5 tane de gerçekleşmesi gereken maddesi varmış..Şimdi izninizle onları gerçekleştireceğim..

1-Öncelikle ödülün logosunu yazıya eklemeliymişim...ekledim...
2-Sonra ödülü veren arkadaşın linkini yazıya eklemeliymişim..ehh onu da yapmıştım zaten...
3- 7 ilginç özelliğimi yazmalıymışım..Şurada, şurada, şurada ve kısmen burada olmak üzere bolca yazmıştım zaten ilginç özelliklerimi..Hepsini okuyabilirsiniz (o değilde ne çok tuhaf özelliğim varmış benim :) )
4-En sevdiğim 7 blogu yazmalıymışım-bu ödülü onlara da vermeliymişim..Ehh..Böyle bir sıralama yapabileceğimi sanmıyorum..Okuduğum blogları sevdiğim için okuyorumdur zaten..Aralarında böyle bir ayrım yapamam..Ayrıca bu ödülü alanlar oldu..Boşuna yeniden uğraştırmayım şimdi..
5-Ödülü gönderdiğim kişileri konu hakkında bilgilendirmeliymişim...4üncü maddeyi gerçekleştirmediğim için bu maddeyi gerçekleştirme gibi bir şansım yok..Sevgili ruh pastası'na yeniden çok çok teşekkür ederim..Bu mim de burada bitti..

24 Ağustos 2009

Sizleri Yazıyorum...

Ahahaha Bigarpiwomen mimlemiş beni..Kendisi demiş ki; “Pandaa ben sırf senin için bir mim konusu buldum..Takip ettiğin yazarlardan birkaçını blogunda yazsana..Değişik bir şey olur..Bak yazmazsan küserim..Lütfeeen yaaaaz” demiş..ehehehe..ehe...inanmadınız di mi? Ben de şöyle bir okuyunca pek inanamadım..İşin aslı bigaripwomen blogunda “sizleri yazıyorum” diye bir yazısında benden de birkaç satır bahsetmiş...Bi duygulandım bi duygulandım anlatamam..Sonra dedim ki..”Ben de böyle bişey yapsam mı acaba?”..Bigaripwomen’a dedim..O da sağolsun beni kırmadı ve mimlemiş bulundu..Mimi(!) geri çevirmeye kıyamayan(!) ben de bikaç satır sizleri yazmak istedim..öhm..Bugün sizleri yazıyorum...

KANDIRALI: Hatırladığım kadarıyla buranın ilk uzun soluklu yorumcusu (önceden gelen tek tük yorumları saymıyorum)..İlk onu yazayım dedim o yüzden..Kendisi uzunca bir süredir askerlik görevini icra ettiği için şu an aramızda değil..Sanırım 1-2 ay kadar sonra dönecektir.. İlginç tespitlerle süslediği konuları ve farklı bir üslubu var..Geldiğinde fazla askerlik anısı anlatmaması koşuluyla severek takip etmeyi düşünüyorum :)

GAYYOR: Böyle bir liste yaparken gayyor’u boş geçemedim tabii..Onu nasıl tanıdığımı hatırlıyorum da..Gaykedi’nin blogundan tesadüfen bulmuştum..Bayağı uzun bir süredir de takip etmekteyim..Herkesin mutlu olmasını isteyecek kadar iyi “yürek”li bir insan..Bunu sürekli kullandığı “yürek” kelimesinden az çok tahmin edebiliyorum..Onu üzen kişilerin ardından bile kötü bir şey söylediğini görmedim..Kimi zaman romantik, kimi zaman neşeli, kimi zaman hayali, bazen de hüzünlü yazılar yazıyor..Hepsini de okumak çook keyifli..Umarım uzun yıllar boyunca kendisini okurum..Bir ara bizi bırakıp gitmişti- iyi ki hemencecik geri döndü (bir de eski beyaz temasına dönse daha güzel olacak :) )..

MİSSİPİPİ: Aslında bu kıza ne diye hitap edeceğimi bilmiyorum..Missipipi pek doğru değil ..Sürekli blog değiştirip duruyor çünkü..10küsür de hesabı oldu herhalde..Yazılarında da öyle..Bir oraya bir buraya atlayıp duruyor..Okumaktan en çok zevk aldığım yazarlardan biri...Çoğu zaman “aa bu benim” diye okuyorum kendisini..Tüm huylarımız-özelliklerimiz aynı..Ayrıca ailelerimizin de ortak olduğundan şüpheleniyorum..Sanki benim tanımadığım bir ablam var ve sürekli annemi-babamı yazıyor..O derece...

YASEMİN ABLA: Kendisi blogumuzun yazarı diye boş geçemem..Yazılarını çok beğendiğim bir başka insan..Açıkça söylemek gerekirse kendisini ilk okuduğumda –Tarkan konseri ile ilgili bir yazıydı- pek sevmemiştim..Bir spor blogunda böyle bir yazının ne işi var demiştim..Sonraki bikaç yazısını okumadan geçtim ..Sonra yavaş yavaş kendisini okumaya-sevmeye başladım..İş yazarlık teklifi etmeye kadar gitti işte..O zamanlar nerden bilebilirdim ki bloguma bir gün konuk olacağını :))..

MÜGE: Yine eskilerden biri..Çok uzun zamandır takip ettiğim bir isim..Missipipi'nin birazcık durulmuş hali..Ama en az o'nun kadar eğlenceli yazıları olduğunu söyleyebilirim..Blog yazmamız ve birkaç küçük ayrıntı dışında hiçbir ortak noktamız yok gibi..Ama severek takip edebiliyorum işte..Ayrıca (ve nedense) onun kızıl-kısa saçlı biri olarak düşünüyorum..Bu zamana kadar hiç sormaya cesaret edemedim..Gerçekte de mi öyle acaba? (sormak bu yazıya nasipmiş :))

RECTOA: Süper komik insan:)..Başından sonuna kadar tüm yazılarını okuduğum tek kişidir kendisini..İlk blogunun ilk postundan bugünkü blogunda yayınladığı son yazıya kadar..Onu okurken çok eğleniyorum..Ayrıca uzun bir süre önce bu yazının bir benzerini “blog blog Anadolu” diye kendisi yapmıştı..Orada da birazcık buradan bahsetmişti ki...ona da çok sevinmiştim..

ROGUE: O artık aramızda değil..Yine de kendisinden bahsetmek istiyorum..En azından yazıda bir “gidenden” de bahsedeyim..Geçen sene- bu zamanlarında tanımıştım kendisini..3-4 ay boyunca çok severek okudum..Karışık bir dünyası vardı..Özellikle bir emo’su konusu vardı ki..Yalnızca Emo’nun kim olduğunu anlamam 1 ay sürmüştü :)..Güya annesi ile arasında geçen hayali diyaloglar serisine (adı neydi bu serinin? Gayyor bi yardımcı olursan sevinirim) çok gülerdim..Birden kayıplara karıştı..Ve bu yazın başında tümden kapattı blogunu...Hüzünlü bir olay..Lily Allen’ın F.ck you şarkısını her dinlediğimde o aklıma gelir..Şarkıyı onun blogunda dinleyip- ondan aşırmıştım...

T.U.B.A: Çok anlayışlı bir ablamızdır..Zamanında blog için “arkaplana şunu atayım şurasına şunu ekleyim şu nasıl olur ya?” diye düşünürken kendisini bolca rahatsız etmiştim..O da gayet sıcak bir şekilde bana yardımcı olmaya çalışmıştı..Hatta ben anlamamıştım dediklerini de, büyük bir sabırla “şurasına tıkla o çıkacak, sonra şurasına tıkla şunu yaz” diye güzelce açmıştı..Açıkça söylüyorum yerinde ben olsam beni kovardım :)..Ama o sonuna kadar katlandı bana..Buradan teşekkürlerimi iletiyorum..Yazılarına gelirsek..Ben onu Fırat Budacı’ya benzetiyorum..Bunca deli arasından (-üstünüze alınmayın :)) tek akıllı o :)

DELİ PROFESÖR: O olmasa burası da olmazdı..Onun yazılarına özenerek bu blogu oluşturmuştum..Aşmış über eğlenceli kişilik..Blogumun resmi ilk yorumcusuymuş ayrıca (şimdi bakınca gördüm o yorumu :S)..Twitter’dan da çok eğlenceli tweetler yolluyor ayrıca..kendisini hem burada hem twitterda takip etmenizi öneririm..

Huuhhh...Bu kadar...Daha yazmak istediğim 2-3 kişi var..Ama mimin kuralı gereğince en fazla 9 kişi yazabiliyormuşum :P...İsteyen bunu alıp mim olarak kullanabilir.."Niye yazdın?" diye soran olursa, gelip "evet mimledim" diye şahitlik yapabilirim..Bir başka yazıda görüşebilmek dileği ile..Şimdilik gideyim ben :) (foto)

16 Ağustos 2009

Haa Ha


Biraz da izlemek lazım..1350 resimle yapılmış..yuh!
KAYNAK (Youtube'a giremeyen insanlar kaynaktan alternatif linke ulaşabilirmiş)

13 Ağustos 2009

Google Abla - Panda Abi

Yaklaşık 1-5 aydır bir istatistik sitesine üyeyim..Sitenin bir özelliği de Google’dan gelen kişilerin blogunuza neleri arayarak geldiklerini göstermesi.. Google'dan buraya birilerinin geldiğini hiç tahmin etmezdim* ama çok ilginç aramalarla gelenler var..Ben de bazı aramaları sizlerle paylaşmak istedim..Hem de müşterileri memnuniyeti için bir Güzin Abla bir Şaduman Abi tadında soruları yanıtlayacağım..Umarım onlara bir yardımım dokunur :)

göğsümü nasıl büyütebilirim: ehm..bu konuda bilgili olduğum pek söylenemez..ama ayağınız alışsın diye birkaç naçizane öneri saçmalayacağım..elektrik süpürgesi ile çekmeyi deneyin mesela..sonraa..bol bol kilo almaya bakın..aldığınız kilolar belirli bir oranda göğsünüze de yansıyacaktır..olmadı çiçek sular gibi günlük olarak sulayın..belki büyür..ama sakın spam mail olarak gelen “şu kremle şu kadar büyütün” önerilerini dikkate almayın..benim önerilerim bile daha gerçekçi çünkü...en iyisi bir doktora görünmeniz..o gerçek anlamda yardımcı olur...

akraba içi cinsel itiraflar: dayım bana çok küçükken “aç bakayım şeyini” demişti..çok utanmıştım..bu sayılır mı?

kuzenim cinsel konu itiraf: bir kere de kuzenim “kuş ötüyo mu kuş?” diye sormuştu..onda da çok utanmıştım..

çıkma teklifi kabul eden bir bayana ne denilmeli: “çok teşekkür ederim Şulecan..benim hiç sevgilim olmamıştı daha önce..çok merak ediyordum nasıl bişey diye..bir merakımı daha giderdin..Allah senden razı olsun..ne muradın varsa versin..sevgililik dönemimiz boyunca elimden gelenin en iyisini yapacağıma namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum..şimdi evlere dağılalım mı?”

www burun icinde cikan sivilce tehlikelimidir: sanırım değildir..ağzının içinde sivilce çıkan adam tanıyorum..gayet de güzel yaşıyor..ölürse ben sana haber ederim..yalnız burnunu temizlerken patlatmamaya dikkat et..çok pis acır..

bileklik takmak erkek adamı bozar mı: bu konuda da pek bir yorum yapamıycam..konunun bileni müge var..bayaa bir süre önce gazıma gelip moda blogu filan açmıştı..kendisine bi sor istersen..evet..o bilir..

kemeri t shirt üstüne takmak: hadi canım..sen de mügeye..

azdır beni: benden bunu isteyeceğini pek sanmam..cinsellikten soğursun valla..yanlış anlama..senden değil benden kaynaklanan bir sorun..beceremem yani..arkadaş kalalım.

pipini gösteren kız videoları: ahh ahh..bir insan hem pipi diyecek kadar saf olup, hem de pipi gösteren kız videoları arayabiliyormuş..en sevdiğim arama şeysi bu..kıyamam sana..seni hanimiş hanimiş diye sevmek istiyorum..

marilyn manson emma müzikali nasıl olacak: emma ile konuştum haberler iyi... güzel olacak güzel...

sünger bob,un en iğrenç resimleri: ne yapacaksın bu resimlerle? Sevgilin sünger-bob hayranı da bu resimleri ona gösterip “bak asıl hali bu onu makyajla şirinleştiriyorlar” mı diyeceksin? Eğer öyleyse şunu söyle sevgiline..Sünger bob “yıkanınca kilo alıyorum” diye hiç yıkanmıyormuş..O kadar pismiş..Çekimler yapılırken görevliler koku yüzünden burunlarını tıkamak zorunda kalıyormuşşş..

haykoya benzemem için ne yapmalıyım: “montla s.ç”..ne biliyim ben hallah hallah..git haykonun imacmeykır’ı ile konuş..

şimdi ben sevgilime ne yazayım: o sevgilinle-senin aranda bişey..ben karışamam..ama yazacak bişey bulamadıysan “naber canım” yaz...oradan doğaçlama bişeyler çıkar..

kuzenim benle evlenmek istiyo: kuzenin daha küçük bir çocuksa sorun yok..”evlenelim” de geçsin..çocuk adı üstünde, büyütülecek bir mevzuu değil..ama o döneminin üstünden yıllar geçmişse kuzenini elinden tuttuğun gibi bir psikologa götür..Bazı problemleri olabilir..”eskiden Anadolu’da çok yaygındı ama” diye kendinizi savunmaya kalkmayın bana..Kuzenle evlenmek ne demek?

parktaki kiz bana bakiyordu: nereye bakacaktı? Bir yerlere bakmak zorunda..Parkta gezerken gözlerini mi kapatacak??

k: alfabemizin 14. harfi..sert sessiz harf grubuna girer..jden sonra lden önce gelir..

gayim lan: olabilir..cinsel tercih meselesi sonuçta..sanal aleme bu kadar celallenmene gerek yok.. bi sürü blog yazarı vardı gay olan(hatta Gayyor, Nahkar, Gaykedi, -sınavlarından ara verebilirse- Kaçakgay hala yazıyor)..Hiçbirinin bir kere bile gay oldukları için sinirlenip-bağırdıklarını görmedim..senin sorunun başka bence..

msn de kız soydum-msn de kız soydum :D: afferin canlarım afferim..bunu bizimle paylaşmanız ne büyük bir incelik(!)..

nixe ne demek: denizkızı demek bildiğim kadarıyla..

konyada şarkı söyleyen teyze: sanırım aradığınız kişi “kanuniye teyze”..bir de böyle aratın..

yemekteyiz oyna kendin yemek yap: yaa mahalleden 5 arkadaş buluşun işte..Önce siz çağırın onları yemeğe, sonra onlara gidin filan.. Çok zor değil ortamı oluşturmak..Hatta mahalle günlerinde de oynayabilirsiniz bu oyunu.. Ama dikkat edin kavga çıkmasın..

bücübücü oyunu: öhm..ee şimdi..ee..hmm...nasıl bir oyun bende merak ettim..bir de ben arayım google’da..

barış manço cimri miydi: cimri değil de tutumlu diyelim biz ona..

çabuk bıkma hastalığı: onu ben uydurmuştum birkaç zaman önce..böyle bir hastalık hiç bir zaman olmadı..bahane bulmaya kalkma kendine..

harun tekin sevgilisinden ayrıldı mı: kendisine iletirim..

Adeta bir fiyır faktör, adeta bir sörvayvır falan: ?!

güye bastı evi nasıl kurtulcam : söylediğiniz şeyin güve olduğunu farzederek en garanti yöntemi öneriyorum: evi yakın..Tabii bu işin maliyeti biraz fazla ve başınızın belaya girme olasılığı oldukça yüksek...Alternatif yöntemlere yönelebilirsiniz bu yüzden..Mesela bir takım kimyasal ilaçlar satılıyor..Onları deneyin..

ankarada eds den ceza yiyen var mı: var ya da yok ne değiştirecek? lütfen trafik kurallarına uyalım, uymayanları uyaralım..

aslında hiçbirşey yok: felsefe yapmak için uygun bir yer değil burası..gelin başka bir yerde sizle bu konuyu enine boyuna tartışalım (ps: felsefeyi sevmeniz hoşuma gitti)..

çıkma teklifini kabul etmedim küstü: ah canım ya..bu kadar düşünceli birlerinin olması beni sevindirdi..üzülme sen..şöyle düşün..sen onu reddetmeyip evet deseydin, bir süre sonra ayrılacaktınız ve sana daha beter küsecekti..böyle olacağını biliyorum, çünkü o kişi sadece kendini düşünen egoistin teki..”beni reddetti” diye küsmek başka neyin açıklaması olabilir?

dallama: aşkolsun google...hakkımda böyle mi düşünüyosun? Bir tane göndersen anlayacağım..1-2 güne bu aramayla adam gönderiyosun..Sensin dallama...Allah belanı versin..

ibne panda: suyunu çıkarma istersen gugıl..

sana fincan firlatcam: niye lan? Fincan fırlattıracak kadar sinirlendirecek ne yaptım ben sana? Lütfen sakin olalım..sinirlerimizin geçmesi için hep beraber sayıyoruz..biir..ikiii...

not: sevgili “hayvan ve insan çiftleşmesi” ve onun türevi aramalarla gelen 40küsür insan..lütfen..burada öyle bir şey yok..lütfen...her gün gelmekten vazgeçin..Hem hayvanların “çiftleşmesi” niye bu kadar cezp ediyor sizi?

Hoff..Sonunda bir yazının daha sonuna geldik..Sandığımdan daha zor oldu bu aramaları seçmek..En az bunlar kadar ilginç aramalar var..Bu uzun yazıda birçok hata yapmış olabilirim..Kontrol etme şansım olmadı..Şimdiden hatalar için hepinizden özür diliyorum..Bitti :)
*bir blogda, sadece yazılara eklediğimiz etiketlerle google’da aranabileceğimizi okumuştum..bizde de hiç etiket yoktu..bu yüzden google aramalarından bloga gelen olmadığını zannederdim..bu vesileyle belirteyim..öyle bir şey yokmuş..

10 Ağustos 2009

Geçmiş zaman olur ki


Yine çocukluk hatıraları düşüyorsa aklıma; "Mutsuzum" mu demektir?
Aslında mutsuzluktan çok yorgun.
Birbirinin benzeri günleri arka arkaya dizmek galiba beni yoran.
Nedense hep böyle zamanlarda düşüyor çocukluğum aklıma.
Hiçbir şey için hesap-kitap yapmadığım günler. Sıkılmaya vaktin olmadığı.
Derdin en büyüğü; beş taş oynarken taşları bir hamlede elin üstünde tutup tutamamak. Kaydırak oynayacak kaymak gibi bir taş bulmak.
Pencerenin ardından sokağı seyretmek ve tuttuğum renkte geçen arabaları saymak istiyorum amaçsızca. Tıpkı çocukluğumdaki gibi.
Soğuk kış günlerinin en güzel oyunuydu.
Kız kardeş ve ben, oturur pencere kenarındaki divanın üstüne önce birer renk tutardık. Favori rengim ya beyaz ya da gri olurdu. Sonra beklerdik tuttuğumuz renkte araba geçsin diye. Bundan 26 yıl öncesi düşünüldüğünde ve bulunduğumuz yerin küçük bir Anadolu kasabası olduğu hesaba katıldığında arabaların da sık geçmediğini belirtmem gerekir.
İnsan çocukken daha bir yaratıcı ve özgür oluyor. Büyüdükçe öğretilenlerin peşinden koşmak daha kolay geliyor. Bulutlar, cama vuran yağmur damlacıkları bile çocukken oyuncuklarımızdı. Bulutlara binbir anlam yükler, yağmurun dansına eşlik ederdik. Ya şimdi?
Bulutlar aynı bulutlar, yağmur aynı yağmur ama hayalgücü ortada yok. Çünkü sabah girip akşam çıkınca işyerlerinden ve bir telaşla koşuşturmaktan kafamızı gökyüzüne kaldırmayı unuttuk.

8 Ağustos 2009

Ayça Şen

Bu kadını seviyorum ben yaa..10 parmağında 10 marifet insanlar var ya hani..İşte, benim gözümde onlardan biri bu..Her yerde karşıma çıkıyor son zamanlarda..Keyifle- beğenerek takip ediyorum..

Mesela kitabı Hırs ve Ceza..İki gündür elimde ve çok severek okuyorum..Bitmesin diye her satırın üstünde duraksayarak okumama rağmen, korkarım bugün akşam bitecek :)
Kitabını bıraktıktan sonra hooop bilgisayarımdan albümünü açıyorum..Astronot adında değişik bir albüm..Bir haftadır dinlediğim tek şey o..Henüz tüm şarkıları tam dinleyememe- hangisi hangi şarkı ayırt edememe rağmen “her parçası güzel albüm”lerden biri olduğunu iddia edebilirim.."Sahne performansı kötü ama bunun ıyy" deniliyor..Bana ne? Zaten kendisini gidip izleme gibi bir düşüncem yok..Böyle dinlemek bana yetiyor şimdilik..Sonrasını bilemem..

Haa..Bir de Radikal’de köşe yazarlığı yapıyor(muş)..Arayıp şöyle bir şey buldum dün gece..Bir çırpıda bitti onlar da..Nasıl bitti anlamadım..Hiç yormayan, bağımlılık yaratıcı bir anlatımı var..Kitabı ve albümü gibi..Keşke yeni yazılarını da bulabilseydim (2008-Mayıs’a kadar olanlar var burda)..Ama Radikal’in berbat arşivi yüzünden pek ulaşmak nasip olmadı..Salı, Çarşamba, Cumartesi günlerini iple çekeceğim artık..Bu “güzel değil ama şirin” tanımına inanmamı sağlayan ablamız için..
İçim dışım Ayça Şen anlayacağınız..Bir tek kendisini asıl mekanı, radyo programında izleyemedim/izleyemeyeceğim..Sabahın 7’sinde..Yuh..Kim kalkacak o saatte..

Ve hakkında son bir bilgi..Kendisi de bir blog yazarıymış galiba..Spor ve edebiyat dünyalarından birkaç kişinin blogu olduğunu biliyordum da, müzik dünyasından bildiğim kadarıyla -yamuluyorsam düzeltin- ilk meslektaşımız(!).. Bi garip geldi şimdi..Blogun adresini bilen var mı acaba? Dedikoduyu okuduğum yerde adres yazmıyor maalesef..Söylene artı rep martı rep... ne bulursam göndereceğim..Çok merak ettim.. Bu yazıyı da burada bitirirken size albümünün ilk klibi “oryantal” ile başbaşa bırakmak istiyorum..Kendisi gibi klip de çok şirin..Ayça’yı geç buldum, erken kaybetmem inşallah :)

4 Ağustos 2009

"Teknoloji Çağı"ndan Beklentilerim

Bilim adamları mı? Mucitler mi? Tasarımcılar mı? Endüstriyel tasarımcılar mı? Girişimciler mi? Her kim yapacaksa aşağıdaki maddeleri en kısa zamanda hayatımda görmek istiyorum..Yoksa kimse yanıma gelip "teknolojimiz şöyle gelişti, teknoloji çağındayız ehehe" demesin..İnanmam!..Bana ne kare karpuzdan, erkekler için üretilen sütyenden, 3g'den? Teknoloji çağı denilen şey bu değil..Buradan tüm insan ırkına sesleniyorum..Elimizi çabuk tutalım..Söz..Fikirler için telif hakkı falan istemeyeceğim (endüstriyel tasarımcılar dışında..bir gün onlara rakip olabilim çünkü..onlara kazanç sağlamak istemem)..Yeterki yapalım biz bunları..evet..

@Nescafe 3'ü 1 aradalar gibi herşeyi içinde olan ev yemekleri..Biz sadece suyu ısıtalım ve malzemeleri içine atalım..Tuzu-şekeri bile içinde olsun..Benim gibi yumurta kırmayı bile bilmeyen, sadece makarna yapabilen insanlar için çok büyük bir icat olur...

@Solak insanlar için cezve, makas, çaydanlık vs..Aslında böyle ürünler var (hem de yıllardır) ama sadece bir müzede sergileniyor..Seri üretime geçilsin mümkünse..Genç solaklar olarak rahatsızız..Bir cezve kullanmak bile türlü şaklabanlıklar istiyor (sağ elinizi sol eliniz kadar geliştirmeniz lazım)..Resmen görmezden geliniyoruz, asimile edilmeye çalışıyoruz..

@3D gözlüksüz izlenebilen 3D film..Gözlüğü bulabilen var bulamayan var..Bir 3d gözlüğü bulamadığım için ben 3d film izleyemeyecek miyin yani? Ayrıca ben mecbur muyum o abidik gözlüğü takmaya..Gözlüklü bir insanım bir de..O kartondan gözlükler normal gözlüğün üstüne tam olmuyor..Şunu gözlüksüz izlenebilir hale getirin 3d filmleri şebek gibi izlemeyelim..

@Seyyar Samimiyet makinesi..Yalan makinesinin bir gelişmiş modeli..Uzaktaki bir kişiye makineyi doğrulttuğunuzda doğru söyleyip söylemediği ortaya çıkıyor..Ekstra olarak samimiyet ölçüyor.."Acaba bunu içten mi dedi beni başından göndermek için mi dedi" derdi de ortadan kalkıyor..

@Kablosuz Mp3-player..Mp3çalarlar bluetooth ile çalışsın mümkünse..Kulağımıza küçük bir parça yerleştirelim yeter..O kablolarla uğraşmayalım..Sürekli birbirine dolanan kablolar filan..rezalet...

@Damacana konrol hapı..Son yaşanan olaylardan sonra lazım bu haptan..Suya hiçbir zararı olmayan hapı suya atalım, su değişik bir renge dönerse anlayalım ki damacananın başına bir iş(!) gelmiş..Yeniden gönül rahatlığı ile su içebilmemiz için çok gerekli bir aparat..

@İstemediğimiz görüntüleri sansürleyen gözlük..Aynı televizyondaki gibi istenmeyen görüntüyü mozaiklesin-sansürlesin..Biz istemediğimiz görüntüyü bildirelim, bir daha karşımıza çıktığında gözlük otomatik olarak çalışsın..

@Cesur Yeni Dünya'daki gibi çocukların doğmadan karakterine müdahale etme makinesi..Kitaptaki gibi elektroşokla mı olur, başka birşeyle mi olur bilmem ama hemen icat edelim..Seçmece çocuk yapabilelim yani..

@Tak-konuş dil kartları..Dilimize yerleştirilen bu çiple birlikte sular seller gibi Japonca, İspanyolca filan konuşabileceğiz.. Bilim adamlarının dediğine göre 2012'de icat edilecekti..Ama bir gelişme yok şu ana kadar..

@Hatıra Çıkarma makinesi.. Harry Potter'daki düşseli gibi birşey..Yanımızda kamera-fotoğraf makinesi olmadığı anlarda yaşanan hatıralar için yapılsın..İstediğimiz anıyı çıkarttırabilip diğer insanlara da gösterebilelim..

@Ruh haline göre değişen duvar rengi..Yüzüğü var duvarı niye olmasın? o anki ruh halimize göre renk değiştirsin..Mutluysak bulutlar açsın, üzüntülüysek bir yağmur havası filan oluşsun duvarda..

@"Cennet Mahallesi-Dest-i izdivaç-Yemekteyiz-Seda Sayan"sız televizyon..Biliyorum..Üretmek çok zor ama şansımızı bir deneyelim (bunlar yüzünden artık televizyon açmıyorum)..

@Her eve Ashley Williams...Diğer isteklerim olmasa bile lütfen bu isteğimi gerçekleştirin..Herkes istemese de olur (hatta istemesinler)..Benim evime bir tane gönderin lütfen..Kendisini klonlayacak mısınız, başka birşey mi yapacaksınız bilemiyorum..Ama LÜTFEN...Ben evimde bir Ashley Williams istiyorum...Lütfeeen :'(.. ( :) )

@Beyin gücü ile çalan telefon..Zorda kaldığımız anlar için..Diyelim ki hemen kurtulmamız gereken bir insan var..Telefonumuz beynimizden gelen uyarılarla çalmaya başlasın, biz de "aman çok önemli bir işim var sonra görüşürüz" diyerek ortamdan hemen uzaklaşalım..

@Konuşmalarımızı kağıda döken kalem..Konuşarak yazı yazmamızı sağlayacak..Mahkemelerde de büyük kolaylık ayrıca.."Yaz kızım" cümlesi tarihe karışacak böylelikle..(aa bu kalemi çalıştırmak için "yaz kalem" dememiz yeterli olsa :))

Evet..Ben gelecekten bunları bekliyorum.. Birkaçı gerçekleşirse memnun olurum.. O zaman "teknoloji çağı" başlamış olur benim için..Bir yazının daha sonuna geldik.. Kendinize iyi bakın efendim :)

30 Temmuz 2009

Saçla ilgili bi yazı

Sevgili Okur!..Geçtiğimiz cuma itibarı ile saçımı -uzun zamandır istediğim gibi- halk arasında "3 numaraya vurdurmak" diye adlandırılan şekilde kestirmiş bulunuyorum..Size haber vermekte birazcık geciktim..Ama takdir edersiniz ki iş güç filan..Çok yoğun bir insanım ehehe..Yalan lan..Ne işi gücü? Birazcık tembellik yaptım..Bir de azıcık kota sorunum var..Onu geçmemek için birkaç gündür interneti minterneti boşladım, başka uğraşlara verdim kendimi..Ay sonunu getiremeyen memur gibi hissediyorum şuan..Neyse..Dediğim gibi uzun zamandır böyle birşey yapmak istiyordum..Bi türlü cesaret edememiştim..Şimdi hem yaz tatilinde olmamız hem de sıcaklardan delirmem sebebiylen bu hayalimi gerçekleştirmiş bulunuyorum ehehe..Sonuç olarak yeni görünüşümden hem çok memnunum hem değilim..Nasıl oluyor diye sorarsanız anlatayım..Memnun değilim..Çünkü ben bir Wentworth Miller, olmadı bir David Beckham'ın kısa saçlı haline benzeyeceğimi zannederken; daha çok onların -en kibar tabiri ile- kaba diye adlandırılan oturma organlarına benzedim (burada oturma organlarının kendileri kadar yakışıklı olduğunu varsayıyorum)..Memnunum çünkü..Bir önceki cümledeki hayal kırıklığı (oeeh, ne hayal kırıklığı!)nı saymazsak gayet de hoş oldu..Şimdi kendimi boşuna itin g.tüne sokmama gerek yok..Bir Umut Sarıkaya karikatürlerindeki kepçe kulaklı, yamuk kafalı, kel çocuklara da benzeyebilirdim..Yani bir David Beckham bir Wentworth Miller dediğime bakmayın, içten içe Umut Sarıkaya karikatürü olmaktan korkuyordum..Çok şükür öyle olmadım..Hatta gözlüğümü çıkarmadığım sürece "güzel oldu" da diyebilirim..Ki burada sürekli gözlük kullandığımı, bazen yatarken bile çıkarmadığımı (7/24 gözlük) dikkate alırsak no problemo! Güzel oldu güzel ehehe..Düşünsenize..Şu an sakalım saçımdan uzun! Yani bunu diyebilmek için bile değerdi..Bundan sonra sürekli böyle yapmayı bile düşünebilirim..yıhyıhyıh...

Not: Şimdi yazının resmi olarak buraya bir fotoğrafımı koyup sizin de fikirlerinizi sormak isterdim..ama kim uğraşacak yok gözleri kapat, yok yüze ışık vurdur, yok resimin kontraksı ile oyna..Yapmaya üşendim..Hafiften Harun Tekin'in gözlüklü haline benziyorum (ne hafifteni? bayaa benziyorum kılıksıza)..Bari O'nun bir fotoğrafını koyayım dedim..Onu da bulamadım..Youtube'daki Kısa devre programlarından pirint-skriin yapmaya da üşendim..Bu yüzden Wentworth'un bir fotoğrafını koyuyorum..Yoksa alakam yok...
Not2: Bu yazıyı kafamda daha eğlenceli, daha düzgün yazmıştım aslında..Ama o gün kağıda dökmeye üşenince bugün böyle birşey çıktı..İbret olsun diye silmiyorum-yayınlıyorum..Hepiniz bu yazıyı gördükçe yazma işini ertelemeyin, konu aklınıza geldiği an yazın..Yani ben bir daha böyle bir hataya düşmeyeceğim..
Not3: 3üncü bir not yok ama yazmış bulundum..Neyse..Klasik cümlerimle yazıyı bitireyim bari..Bir yazının daha sonuna geldik..Biterken "Candan Erçetin - telgrafın telleri" çalıyordu..Kendinize iyi bakın efendim...

27 Temmuz 2009

David'in Hikayesi

David o gün çok yoğundu, seçim kampanyaları devam ediyordu. Aceleyle çevirdiği telefonda karşısına çıkan melek gibi bir sesle karşılaşınca şaşırdı. Özür dileyip kapattı. Ama o hoş ses aklından çıkmıyordu.
Ertesi gün sabah erkenden o numarayı aradı. Telefon çalarken kalbi çok hızlı çarpıyordu. Evet karşısında yine o tatlı ses vardı. Kendisini tanıttı. Konuşmaya başladılar. Konuştukça kızdan daha da etkileniyordu.
Günler geçti. Hergün onunla konuşuyordu, onun sesini duymadan güne başlayamıyordu. Kızgın olduğunda sakinleştiriyor, üzgünken neşelendiriyor, monoton günlerde yeni heyecanlar aşılıyordu. O soğuk kış günleri bu sıcacık sesle ısınmış ve bahar gelmişti.
Bu arada seçim kampanyaları da çetin bir şekilde devam ediyordu. Aklından ve kalbinden çıkaramadığı o kızla evlenmeliyim diye düşünmeye başladı. Neden olmasın dedi ve hızla telefonu çevirdi. Hiç nefes almadan evlenmek istediğini söyledi, kampanyasını anlattı, hayallerinden bahsetti, seçimden sonra karayiplerde bir balayından bile bahsetti. Onun coşkusu genç kıza da geçmişti. Ama bir anda sessizleşti ve mırıltılı bir sesle
"Henüz beni görmediniz, ya beğenmezseniz." dedi.
David "Bu kadar güzel bir sesin ve kalbin sahibi çirkin olamaz herhalde" dedi.
Bu arada eski neşesini ve coşkusunu kaybetmişti. O zaman yarın buluşalım dedi. Buluşacakları yeri konuştular.
Ertesi gün David heyecanla buluşacakları yere geldi. Biraz sonra uzaktan yanında köpeği ile güzel bir kız geliyordu. Acaba o mu diye düşündü. Ama parkın o kısmındaki tek kişi olmasına rağmen ona bakmıyordu. Uzaklara çok uzaklara bakıyordu. Sanırım o değil dedi. Kızın gözlerinde güneş gözlükleri vardı. Kızın gözlerinin ne renk olduğunu düşünmeden edemedi.
Kız David ile telefondaki meleğin buluşacağı havuzun yanına kadar geldi. Oda ne elinde bir beyaz baston vardı. David şaşkınlıkla ona bakakaldı. Bu o telefonlarda konuştuğu meleğiydi. Ama o kördü. Ne yapmalıyım diye düşündü. Kaçıp gitmeli mi? Herşeye rağmen elini tutup konuşmalı ve onunla evlenmeli miydi? David yutkundu ve birkaç adım atıp, kızın yanından geçip sessizce gitti. Parkın dışına çıktığında son birkez dönüp kıza baktı. Kız hala uzaklara doğru bakıyor, köpeğiyle konuşuyor ve David bekliyordu.
David günlerce, onu bekleyen kızın hayalini unutamadı. Sürekli doğruyu yaptığına kendini inandırmaya çalışıyordu. Bazen eli telefona gidiyor, o gün işim çıktı gelemedim deyip, yine herşeye yeniden başlamayı düşünüyordu.
Günler geçti ve seçimler sonuçlandı. David seçimleri kaybetti. New Jersey valisi olamamıştı. Yine avukatlığa devam etmeye başladı. Önemli bir tecavüz davası görülüyordu ve sanığı David savunacaktı, işi zordu. David ilk tanığa sorusunu sordu. Moralinin bozulmaması için karşı tarafın avukatına dönüp bakmamıştı bile. 2.tanık ile ilgili notlarına bakarken, yüksek topuklu bir ayakkabı sesi duydu. Karşı tarafın avukatı tanığın yanına gidiyordu. Avukat konuşmaya başladı. Bu ses çok sert, acımasız ama bir o kadarda tanıdık geldi.
Başını kaldırdı daha bir dikkatle baktı. O sırada saçlarını sımsıkı topuz yapmış, menekşe gözlü, dudakları bir çizgi gibi kapalı avukatla gözgöze geldi. Bu o parktaki kız olabilir miydi..? Yoksa halisülasyonlar mı görmeye başlamıştı. 2 saat sonra dava bittiğinde hiç bir şey hatırlamıyordu.
Yanından hızla geçen avukatın peşinden koşup bahçede yakaladı. Tam ağzını açıp konuşacaktı ki. O menekşe göze ta gözbebeklerinin içine kadar sımsıcak bir şekilde baktı; o çizgi halindeki dudaklar güller gibi açarak gülümsedi ve genç kadının o bildik sesi David’in kulaklarını okşadı.
"Merhaba o gün parkta sana küçük bir oyun oynadım.. Herşeye rağmen beni isteseydin, cesurca yanıma gelip bana meleğim demiş olsaydın. Ya da 1-2 saniye daha bekleyebilseydin. Sana evet demek için gelmiştim. Oysa sen kendi kalbini sınavdan geçirdin ve başarısız oldun. Bu arada, sürekli aradığın... ya da parktaki günden sonra hiç aramadığın telefon, ofisimdeki direkt telefondu."
Ve melek yürüyüp gitti...


Dün can sıkıntısından eski bir kitabımı karıştırıyordum..Her evin bir köşesinde bulunan, okuduktan bir süre sonra içindeki tüm hikayelerin unutulduğu; içimizi ısıtan, hayatımıza yön veren, bizi cillop gibi bir insan yapıp “naber abi?” diye hal hatır sorduran serinin (adını vermeyim, hepiniz tahmin etmişinizdir) bir kitabı.. O zamanları hatırlıyorum da...bu kitapların hastasıydım..Çok severek okurdum.. Oradan buldum bu hikayeyi... Şimdi kitabı övüp belki bir-iki hikaye ile yazıya devam edeceğimi zannediyorsanız, yanılıyorsunuz..Bu ne be? Bu ne? Ben bu hikayeyi mi beğenerek okumuşum? Ah ahh.. Bu mu benim içimi ısıtacak? Durduk yere gerdi beni..O David denilen kılıksızla meleğini(!) bir elime geçirirsem...Ben hayatımda böyle bir salaklık bütünü görmedim..

Bir kere David denilen mallık abidesi nasıl olupta daha yüzünü göremediği kadına aşık olup evlenme hayalleri kurmaya başlıyor? Her sesi güzel- hoş konuşan insanın güzel olduğunu nereden çıkarmış? En az bin tane “güzel sesli ama çirkin” ile tanıştırabilirim kendisini..En basit örneği ile ülkemizdeki müşteri hizmetlerini tek tek gezsin..Hepsinin çok güzel sesleri var (hemen aşık olmak mı lazım?), ama çoğunluğunun güzel olduğunu söyleyemem.. İnsan hiç olmazsa bir kere yüzünü görüp ondan sonra evlilik planları kurmaya başlamalı..Allah bilir bu David msnde kendisine her “selam” diyen kıza da aşık oluyordur..”Ah bana selam dedi, o da beni seviyo dur bi titreteyim aşkımı” filan diyodur..Yani beklerim bu salaktan.."Sesi güzelse kendi de güzeldir" ne demek ya? Ayrıca telefon vasıtasıyla izdivaç kurmak nasıl bir mantıktır? Bu olaydan sonra Graham Bell mezarında ters dönmüştür kesin..Sen çalış, didin, “iletişim kolaylaşsın” diye telefon icat et; senden bilmem kaç zaman sonra David denilen bir adam icadını evlenebilmek için kullansın...Bundan sonra evlenmek isteyenlerin dest-i izdivaç programına filan çıkmasına gerek yok, günde 5 tane "yanlış numara" çevirsinler yeter..En fazla bir hafta sonra kısmetlerini bulmuş olurlar..Bak bizim salak David bile bulmuş...

Sevgili David'in işine gelince..Seçimi kaybetmesine hiç şaşırmadım..Eli işte gözü oynaşta çünkü..Sen telefonda kızlarla "şurda evlencez şuraya balayımıza gitcez" diye gönül eğlendir, ondan sonra vali olmayı bekle..Daha çok beklersin..Aklı başında vatandaş bu adama oy vermez..Kesin berbat da bir avukat..Bu davayı da kaybetmiştir..Mahkemenin ortasında hala kızı düşünüyor çünkü..Sana güvenip dava verende kabahat..

Sürekli David’e yüklenip duruyorum..Peki kıza ne demeli? "Karşısındaki insanı denemek için bir oyun oynamış"mış..Yalan..Testere misin sen? Kendisi bu numarayı David'i beğenmezse "ben körüm biz ayrı dünyaların insanlarıyız birlikte olamayız ühühü" deyip ortamdan ayrılabilmek için yapmıştır..Beğenseydi "şaka yaptım ehehe" diye hemen bırakacaktı oyunu..David'in onu orada öyle bırakması ekmeğine yağ sürmüş sadece..Yoksa yine reddedecekti David'imi..Anlamadım mı zannediyor bu numarayı? Ama oyunculuğuna diyeceğim yok..Süper oyuncuymuş hakkaten..Rolüne kendini adamış..David parktan uzaklaşıp geriye son kez baktığında bile oyunculuğuna devam ediyor..Herhalde David evinin kapısından içeri girene kadar devam etmiş bu oyuna...

Bir de buluşma yeri hakkında şüphem var..Nasıl bir parktır burası? Bir küçük çocuk bile mi koşturmuyor ortalıkta? Üstelik bahar ayı..Hiç olmazsa yakınlardaki bir liseden birkaç öğrenci dersi kırıp bu parka gelir..Sen nasıl "kimse yok" diyorsun? Emin misin buranın bir park olduğuna?

Son olarak söyleyeceğim..Hikayede anlatıldığı gibi David kızı çokta beğenmemiş..Yani ben öyle tahmin ediyorum..Yoksa David kızın arkasından böyle bakar mıydı? Tamam salak malak ama o kadar da değildir..Kızı beğenseydi arkasından koşup "valla yanına gelecektim sayın melek, ama köpeklerden çok korkarım. o günde ısırır mısısırır başıma iş almayayım diye gitmiş bulundum. yoksa valla yanına gelecektim" gibi combo yalanlar söylerdi..Öyle mal mal bakmazdı...Ya yaa...

(Bir yazı daha bitti...Yeni bir yazıda görüşünceye kadar kendinize iyi bakın efendim :))

26 Temmuz 2009

Yaz ? (:

Belki de bu konu hakkında yazmak için biraz geç oldu. Yani tamam henüz yaz bitmiş değil ama başlarda yazsam sanırım daha yerinde olacaktı (: . Her neyse geç olsun da güç olmadın diyerek başlayalım yazıya..

Yaz nedir?? Bazıları için kum, güneş, deniz vs vs.. Zaten temelinde de yaz budur . Ama Yaz denilince benim aklıma gelen ilk şey , yazları çıkan şarkılar oluyor xD .

Bugün sabah MTV izlerken düşündüm de. Her sene yazın bir şarkı hit olur ve her yerde o şarkılar çalar. Örneğin geçen sene Kat Deluna 'nın Run the Show parçası , Kylie Minogue ' un Wow şarkısı vardı en çok dinlenilen . Bizim gittiğimiz otelin barında bu şarkılar çok çıktığı için şimdi ne zaman o şarkılardan birini dinlesem aklıma oteldeki anılamız geliyor (: . Ve bence bu güzel bir şey.. Dinlediğim her şarkı bana bir hatıramı anımsatır.. Bilmem size de öyle olur mu.. Hmm sonra Katy 'nin I Kissed a girl şarkısı da çok dinlenilirdi (: . Şimdi gelelim konumuza..

Peki bu yazın hitleri hangisi?? Geçen sene Kat Deluna'nın şarkıları , önceki sene Rihanna'nın umbrellası gibi bu sene hangi şarkılar dinleniyor?? İşte bugün mtv'yiz izlerken bunu düşündüm.. Ya bu sene gittiğim otelde bile hep geçmiş senelerin parçaları ve Micheal Jackson şarkıları çalınıyordu. Zaten Pop Kralı'nın ölümünden sonra herkes Micheal Jackson dinlemeye başladı (: . Keşke o henüz ölmeden böyle yapsalardı , onu rencide etmek yerine yani. Neyse konumuz bu değil (: .

Bazı müzik kanallarında 'TOP' listelerindeki isimlere baktığımızda da Pussycat Dolls'un Hush Hush coverı , Katy Perry'nin Waking up in Vegas şarkıları var. Ha bir de benim beğendiğim Kelly Rowland ve David Guetta'nın When Love Takes Over..

O zaman bu yazın hitleri Hush Hush , Wakin' up in Vegas , when love takes over ve MJ şarkıları mı? . Sanırım öyle.. Yani seneye bu şarkıları dinleyince 2009 yazını hatırlayacağım..

Şu anda öyle kıyılarda bir yerlerde değilim malesef.. Gerçi gittik geldik ama tekrar gidiyoruz önümüzdeki hafta. Bu mevsim çok iyi ya. Ne okul ne iş , ne ödev ne proje .

Tabii bazen çok sıkıcı oluyor. Mesela benim gibi pc başında durmaktan başka bir işiniz yoksa (: . Bunu bizimkilere söylediğimde ' Yuh geleli iki hafta ya oldu ya olmadı' diyorlar ama olsun sıkılıyorum ne yapayım ki.

Sıkılmamak için bir sürü şey yapabilirmişim. Gitar dersleri verebilirmişim ya da kemanımı ilerletebilirmişim.. Bunlar da bana sıkıcı geliyor :D . Tamam enstrumanlar süperdir , müzik süperdir ama insanın denize gidesi geliyor ya xD . Havuz, deniz gibi olamıyor... Bence.. Tabii amacım bronzlaşıp kararmak da değil aslında.

Şu otel anıları demiştim ya , iste bu kadar çabuk gelip geçmesini sevmiyorum (: . Kos koca üç ay fakat o kadar çabuk geçiyor ki. Her sene yeni birileriyle tanışmak çok hoş oluyor. En azından bence böyle. Ve çıkış zamanınız geldiğinde ' Bir hafta daha kalsak..' diye düşünürsünüz. Genelde barda takılanlardan olduğumuz için o yüzden yukarıda müzikten bahsettik xD ..

Neyse çok saçma ve gereksiz bir yazı oldu xD . Devam edeyim dedim ama yazacak bir şeyler bulamadım xD . Her neyse okuyan olur belki (: . Bu arada otelde kalan arkadaşlara da selamlar eğer okuyabiliyorsanız xD ve özel olarak..

' E.. , giderken seninle vedalaşamadıkk ama seni bulamadık ki nerelerdeydin, neyse belki bir gün tekrar görüşürsek o zaman vedalaşacak zamanımız olur belki xP . Kendinize iyi bakıın ^^ '
:D:D

Saygılar xD

22 Temmuz 2009

Ç.K. 5

*ZEVKSİZİM BEN?! Tamam..Fazla şaşırılacak mevzu değil..Az çok tahmin edilebilir zevksiz olduğum..Beğendiğim şarkılar-filmler filan..Ama kızların bu konuda istisna olduğunu zannediyordum..Geçen güne kadar..Sözlüğün birinde söylediler o konuda da zevksiz olduğumu..Sebebi yukarıdaki kız tabii ki..La Roux grubunun solisti Elly Jackson..ve ben bu kızı hoş buluyorum (başıma bir iş gelmeyecekse)...Garip görünümlü ama şirin bir havası var..Yani ben öyle düşünüyordum..Ama birkaç sözlük yazarından mesaj geldi "yuh zevksiz" diye..Ben de durumdan kıllanıp fikrine güvendiğim birkaç kişiye sordum..Onlar da benzer tepki verince anladım..Zevksizim ben (ühühühü)

*Sevgili msn nickine sürekli sitem dolu mesajlar yazan ilk insan..Kimsin sen? Ne istedin bizden? Biliyorum..Onbinlerce müridin gibi sitemlerin hayali bir kişiye..Karizmatik olduğunu mu zannettin? Ben söyleyim; iğrençsin..Bir de abidik gubidik harflerle yazıyorsun sitemlerini..anlayana kadar canım çıkıyor..Şarkı sözlerinden alıntı yapmandan ve derin(!) satırların arasına espri(!) serpiştirmenden de nefret ediyorum..Bunu yapınca "cool" mu hissettin kendini..Senin düzenli olarak yenilediğin sitemlerini okuyunca sana hayran olduğumuzu mu zannettin? Lütfen bizden uzak dur...Sevgilerimle

*Harry Potter'a gelince..Ben JK Rowling yerinde olsam yönetmene "parası neyse vereyim lütfen çekme filmi" derdim (kadın sterlin milyarderi ne de olsa)..Kitabın yarısından çoğu atılıyor..Özet mi lan bu? Harry Potter'ı çok seven biri olarak içim kan ağlıyor filmleri izlerken..Benim anlamadığım; bu yönetmen bu kadar olayı atladıktan sonra sonu nasıl bağlayacak filmde? Zaten kitabı okumayan biri filmden birşey anlıyor mu? ondan da emin değilim..Rowling'i buradan göreve çağırıyorum (sevgili rowling..bir de senin HP devam projen vardı..ne oldu ona?)

*Ayıptır söylemesi bir süredir sizden habersiz Pes 2009 oynuyordum (bilgisayar oyunlarından nefret eden biri olarak)..Daha doğrusu içinde "Become a Legend" diye (bilenler bilir gibi saçma bir kalıp kullanmayı çok isterdim) bir bölüm var..Onu oynadım sadece..Oyunu yükler yüklemez bir kariyer başlattım başka hiçbir şey yapmadım..Şimdi 35 yaşında eşşek kadar bir sol kanat oyuncusuyum..Geriye bakıyorum da...10a yakın kupa ve hepsi 30umdan sonra kazanılmış 3 "dünyanın en iyi oyuncusu" ödülü var..Şimdi düşünmekteyim..Kariyerimi zirvede mi bıraksam yoksa 1-2 sene daha mı top koştursam...Kararsız kaldım..Bu yüzden bu soruyu size soruyorum sevgili okuyucularım..Özellikle -bildiğim kadarı ile iyi bir kariyer yapıyordu- Azuth..Ne yapayım ben şimdi?

*Sevgili "ekmeksiz susuz yaşarım ama gitarımsız yaşayamam" malı...Sen de gitarına yakın bize uzak dur...E mi?

*Tüm zorluğuna rağmen keman çalmaya çalışan insan..Sen sürekli yanımızda ol ama..Sen çok güzel bir insansın..Sürekli sevilip korunman, yanağından mıncırılman gerekli..Bunu biliyosun di mi?

*Birkaç gündür Happy Tree Friends'e merak sardım..Açıp açıp izliyorum psikopat hayvancıkları..Çokta neşeli bir theme şarkıları var..Bir yerde bulursam telefonumun zil sesi olarak ayarlayacağım..Neyse..Şey demek istiyorum..Yanınıza gelip "bana çizgifilm aç" diyen çocuklar var ya..Onlardan biri yanıma gelince bu hayvancıkları açıp önüne oturtacağım...Görsün benden çizgi-film istemek neymiş >:)

*Ek: Manyağın biri twitter'dan kitap yayınlamaya kalkışmış..160 karakter sınırı olduğundan cümle cümle yayınlıyormuş..Biri bu arkadaşa ulaşıp blogger diye bir şey olduğunu söylesin..Acıdım valla..(Ayrıca Deli profesörün dediği gibi e-kitap filan yalan..Kitap dediğin kağıda basılı olacak!)

*Kimi zaman ciddi kimi zaman -ya da çoğunlukla- gayriciddi bir yazının daha sonuna geldik...Bu sefer değişiklik yapıp bir şarkı ile veda ediyorum..Ç.k.'nın ilk maddesine konuk olan La Roux, Bulletproof'un canlı performansıyla karşınızda...Çok büyük bir aksilik olmazsa yine görüşmek üzere..Kendinize iyi bakın efendim...

21 Temmuz 2009

Sabrın sonu


Hız; yaşadığımız zamanın en önemli unsuru.
Herşey şip şak olsun, bir an önce gerçekleşsin istiyoruz.
Pişirilmeye hazır yemekler, mikrodalga fırınlar, hızlı ulaşım araçları, aradığınız kişiye anında ulaşma, dünyanın bir ucuyla ileşitim halinde olma. Artık öyle aylarca postacı yolu beklemek yok. Fast food yiyerek alınan kilolar bile şok diyetlerle veriliyor. Hızla köşeyi dönmek istiyor insan. Merdivenleri tek tek çıkmak gereksiz. İş hayatında da asansörle yükselmek istiyor millet.
Koşarak yaşarken dinginliğimizi yitirdik.
Herşeyden önemlisi sabır kavramını unuttuk. Ya da sadece ben unuttum.
Ağır aksak hiçbir şeye tahammülüm yok. Sakin sakin konuşan, bir cümleyi 10 saatte kuran insanlar bile sıkıyor beni. Örnek isterseniz Hatemiler'in olduğu tartışma programlarını izleyemiyorum bu yüzden.
Geçenlerde bir mail aldım. Sabrı; bambu ağacı örneğiyle anlatan.
Bir bambunun yeşermesi için tohumunun 5 yıl boyunca toprak altında kalması gerekiyormuş. 5 yıl boyunca sulanması, gübrelenmesi ve bakımının yapılması. Bu sürede hiç bir sonuç yok. 5 yıl sonunda bambu tohumu ilk filizini veriyor. Sonrası ise müthiş 6 haftada tam 27 metreye ulaşıyor.
Tam "Sabreden derviş muradına ermiş" misali.
Kendimi bambu yetiştirirken düşünemedim bile. Düşencesi bile sabrımın sınırlarını zorladı.
Bambu yetiştirmeye kalksam benim durumum "Sabreden derviş beklemekten gebermiş" olurdu kesin.
İlkokulda pamuk içinde fasulye yetiştirirken bile her saat kavonoza bakmış insanım.
Ama kesin olarak şunu söyleyebilirim ki bundan sonra bambu bir koltuğa otururken daha dikkatli olacağım. En azından o bambuyu yetiştiren sabırlı insanlara hürmeten.

20 Temmuz 2009

Rock'n Coke '09


Bu sene 6.'sı düzenlenen Türkiye'nin en büyük açık hava festivali Rock'n Coke , yine her sene olduğu gibi hızlıca gelip coşturdu geçti. :P

İlk defa sanırım 2003 yılında başlamıştı bu festival. Ben 2005'ten beri hiç kaçırmadan izlerim , gerçekten çok iyi bir etkinlik. Bu sene canlı canlı İstanbul Park'ta izlemek istiyordum fakat olmadı. İstanbul Park demişken, evet bunu söylemek benim de garibime gitti, Rock'n Coke her sene Hezarfen Hava Alanı'nda yapılırdı, neden bu sene İstanbul Park'a taşındı acaba.

Bunun yanında, festival her sene Eylül'ün ilk haftasının haftasonları (düşük bir cümle oldu sanki :P) yapılırdı. Ama bu sene Temmuz'un ortasında yapıldı.. Acaba neden :P

Her neyse biz müzik severler için zaman mekan fark etmiyor ne de olsa (: . O yüzden bu konu üzerinde durmak gereksizdir.


2003'ten 2009'a kadar bakalım hangi yerli yabancı ünlüler Türk rock'çıları coşturmuş.. Aslında sadece Türk rockçılar değil, yabancı ülkelerden de gelen bir sürü genç de katılabiliyor. Özellikle sanırım 2005'teydi , Türk'ten çok yabancılar vardı Rock Kasabası'nda.

2003 Rock'n Coke
O sene ilk defa yapılmıştı bu etkinlik. İlkler hep unutulmaz olur ama ben o sene izlemediğim için neler oldu neler bitti bilemiyorum haliyle.
06-07 Eylül tarihlerinde yapılmış.Üstte de dediğim gibi Eylül ayının ilk haftasonuna denk gelen günleri bunlar.Hezarfen Havaalanında..
Bakalım hangi ünlüler katılmış..
Pet Shop Boys,Sugababes,Hooverphonic başta olmak üzere Athena, The Delgados,MFÖ,Simple Minds,Nil Karaibrahimgil
gibi daha bir çok isim..

2004 Rock'n Coke
Bu sene ben Rock'n Coke adında bir festival olduğunu öğrenmiştim. O kadar çok reklamı çıkıyordu ki (: . 2003'te sanki o kadar çok reklam yapılmamıştır. Eminim aranızda hatırlayan vardır, The Rasmus'un in the Shadows parçasının introsunun fon müzik olarak kullanıldığı reklamı (: .

Hmm bu sene de Ağustos ayında yapılmış..21-22 Ağustos Aylarında (: . Ve yine Hezarfen Havaalanında.

Bu festivale katılan ünlüler ;
The Rasmus , 50 Cent , yine MFÖ ve Athena, Kargo ve daha bir çok yerli yabancı grup ve sanatçılar..

Şimdi hepsini tek tek yazamıyorum o kadar çoklar ki (: . Ama benim için en unutulmazı Rasmus (: canlı izlemedim ama video paylaşım sitelerinde bulabilirsiniz.. Zaten o seneden sonra o grubun da hayranı olmuştum.

2005 Rock'n Coke
Bu sene TV başından kalkmayıp , tüm bir haftasonumu festivali izleyerek geçirmiştim. Bir çok Türk'ün yanında yabancılar da vardı diye hatırlıyorum. Ve yanlış hatırlamıyorsam, Ceza da sahneye çıkmıştı ve bu yabancı arkadaşlar buna bayağı bir tepki göstermişlerdi. Nedendir pek bilmiyorum ama sanırım bu müzik türüyle alakalıydı. Sonuçta bir rock festivali ve sahneye Türk rapçi çıkıyor. Fakat burda yabancılar haklıydı Ceza haksızdı demek de doğru olmaz. Ne de olsa Ceza ben Rock'n Coke'a çıkayım diye gelmemiştir, onu çağırmışlardır, o da gelmiştir. Yani iki taraf da haklıydı. Her neyse o kadar büyük bir olay da değildi zaten.

02-03 Eylül tarihlerinde Hezarfen Havaalanında kuruldu. Bu sefer daha çok büyük isimler vardı bence. Bunların başlıcaları;

The Cure, Korn, The Offspring, Skin (Skin, ilk parçasında gitaristin boynunu ısırmıştı hatta xD ), Apocalyptica

onların yanında

Şebnem Ferah, Manga,Pamela, biraz önce dediğim gibi Ceza,Rashit falan.

2006 Rock'n Coke

O sene 4.sü düzenlenen xD diye başlamayayım yine. 2006 çok iyiydi ya. Özellikle benim favori gruplarımdan 'Placebo' vardı. Gerçekten gitmeyi çok istemiştim ama olmadı naparsınız :P . Bunun yanında, TV de vermedi Placebo'nun programını.Ya ne kadar şanslıymışım (:.

02-03 Eylülde Hezarfen Havaalanında, biletler biletixte :P. Bu lafı da reklamlar sayesinde çok duymuşsunuzdur (: .

Muse, Placebo , Editors , Kasabian , Portecho , yine Şebnem Ferah (ben iki sene üst üste Şebnem'i görünce her sene geliyor herhalde demiştim ) , Duman, Vega vs vs..

2007 Rock'n Coke
Bu sene ben Silifke'de olduğum için izleyememiştim.Hatta sinir olmuştum (: . Her sene Silifkeye gideriz ama Ağustos'un başlarında. Bu sefer Eylülde gitmiştik.Anne'den Silifkeli olduğumuz için de gitmek zorundayız zaten.

Bu sene katılan gruplar da her zamanki gibi süperdi.

The Smashing Pumpkins, Chris Cornell , Franz Ferdinand (reklamlarda da bu grubun bir şarkısının müziği kullanılıyordu hatta :P), Within Temptation,Manic Street Preachers, Pentagram, Hayko Cepkin, Özlem Tekin , Aslı....

01-02 Eylül de Hezarfen Havaalanında düzenlenmişti.

2008 Rock'n Coke
2008'de festival iptal edilmişti. Nedenini tam olarak bilmiyorum ama işte gelecek yabancı gruplar sorun çıkarmış, geçen sene izleyiciler doğru durmamış gibi bir sürü dedikodu vardı. Ama tabii ki bu gibi sebeplerden dolayı olduğunu hiç sanmıyorum..
Her neden bilinmez ama 08'i ben merakla bekliyordum çünkü 2007de de izleyememiştim. Böylece iki sene üst üste izleyememiş oldum (: .

2009 Rock'n Coke
Dün akşam bitti (: . Tamamını yine izleyemedim . Bu sefer İstanbul Park'a gitmeyi planlıyordum. Günlük alıp sadece pazar günü sevdiğim grupları izleyeyim diyordum, görmek istediğim iki grup (Linkin Park ve Kaiser Chiefs) da şansıma aynı gün çıkıyordu yani günlük bilet ve bir sahne önü alıcaktım ki Biletix'te Linkin Park'ın Sahne Önü'nün biletlerinin tükendiğini görünce o kadar yolu gidip de en önden izleyememek boşa masraf olur diye düşünerek (çünkü İst. çok uzak ve boyum da kısa olduğu için :P önden izleyemezsem hiç izleyemem) gitmedim.

18-19 Temmuz tarihleri arasında bakalım İstanbul Park'a hangi ünlüler gelmiş;

Linkin Park , Kaiser Chiefs ,Nine inch Nails , the Prodigy , Hayko Cepkin , Emre Aydın , Howling Bells , Jane's Addiction, Juliette Lewis vs . vs..

İşte böyle. Bir Rock'n COke'un sonuna daha geldik (: . Sıkı takipçileri var mıdır burada bilmiyorum ama ben iyi bir takipçi olduğumu düşünüyorum (:.

Emeğe Saygı :P İyi okumalar (:

19 Temmuz 2009

Benimle Çiftleşir misin?

Çok değil..Daha birkaç hafta önce "Yeni yayın dönemi programları" diye bir yazı yayınlamıştım..Amacım günümüz programlarının gelebileceği son noktaları abartılı bir şekilde anlatmaktı..Ama benden daha psikopat bir yapımcı çıktı ve benim sınırlarımı fersah fersah genişletti..Yeni yayın döneminde yepyeni bir yarışma başlayacak..Adı "Benimle Çiftleşir misin?"..Yarışmada 10 erkek ve 10 kızın bir evdeki çiftleşme maceraları anlatılacak (ah ahh benim aklıma nasıl gelmedi?)..Ve sıkı durun..Bu olayın kahramanları hayvanlar...Evet..İnsanların bırakın çiftleşmelerini, öpüşmelerinin bile tahrik unsuru sayıldığı, öpüşme sahnesi geçen yayınların tek tek uyarıldığı (saniyesi ile birlikte!) ülkemizde hayvanların çiftleşmesi ile ilgili hiçbir yasak YOK!?

Hayvanların psikolojisini düşünsenize..Siz çiftleşiyorken, ellerinde garip aletler olan adamlar sizi takip ediyor..Özel hayat sıfır..Eşini aldatmaya kalksan yandın..Çünkü her hareketinizle canlı yayında milyonlarca kişi (ben de Tv jargonuna uyayım dedim..yoksa bırak "milyonlarca"yı bin kişi zor bulunur) gülerek, eğlenerek sizi izliyor..Sizin için ekranbaşında gözyaşlarına hakim olamıyor!?! Bunu ben demiyorum..Programın sloganını öyle diyor..Yahu...İnsan canlısından bahsediyoruz..Kendi türü için üzülmeyen bir tür..Komşusunda deprem olsa "iyi oldu şerefsizlere" diye sevinir...Kendi menfaatleri dışında kalan kimse umrunda olmaz..Kalkıp köpeklere mi üzülecek? Ne diye üzülecek hem?! "Vah vah bunun kocasında iş yok iki saattir çiftleşemediler" mi diyecek?! Ayrıca bu köpek mahluku için "evde beslenmez, onun girdiği yere melek girmez" diye fetvalar verilmişti..Bu fetvadan sonra ülkemizde programa oturup kim ağlasın? Ya da kim oturup izlesin? Tutar mı bu program yahu? Ahh pardon..Hayvanlara tecavüz oranı en fazla olan ülkelerden biriydik..Ve en ufak bir öpüşme görüntüsü internette izlenme rekoru kırıyordu..Tabii bu program tutacak..Ve korkarım yarışan köpekler de kısa sürede bize benzeyecek..(kameralara oynamaya başlar belki birileri)

Sürekli köpek diyorum ama yarışmacılar sadece köpek mi bilmiyorum..Kanaldan bile yeni haberim oldu..Mesela bir at katılabilir mi bu programa? Yoksa bazı kriterlerden dolayı katılşamaz mı? Msjlarla oy verebilecek miyiz? Juri de olacak mı? Bülent Ersoy "Fıçının bu akşamki performansını beğenmedim" diyecek mi?...Off...Söyleyecek çok şeyim var ama en iyisi ben susuyum..Yoksa "sevgili internet sansürcüsü" blogger'ı toptan kapatır yine..O derece bir konu..Düşüncesi bile komik..Bakalım başlayınca neler olacak?!....

Ekstra Not: "Burada olmak isteyeceksiniz" diye bir slogan daha var(mış) programda..Nasıl yani?! "Ahh ah orada Tonny yerinde ben olacaktım ki..." mi diyeceğiz?! YUH..Ne diye orada olmak isteyel...bir dakika ya..biraz düşününce aklıma geldi, bunu da isteyen çıkar..Ülkemizin gençlerine bakınca.....Tamam tamaam sustum ben.. (kendime hakim olamayıp ipin ucunu fazla kaçırmamışımdır inşallah)

18 Temmuz 2009

Yakını görmeden uzağa bakmak

Yanı başımızdakilerin kıymetini bilmeyiz.

Biliriz belki de verdiğimiz değeri göstermeyiz.
O, nasılsa vardır. Elimizin altındadır.
Ne zaman istesek görebilecek olmanın rahatlığıdır belki bu duyguyu veren.
Ama uzaktaki nasıl çeker bizi.
Burnumuzun dibindeki güzellikleri görmeyiz ama hayallerimizi kilometrelerce uzaktaki Amerika süsler.
Belki benim gibi İtalya sevdası vardır pek çoğunuzun.
Ya da Uzakdoğu'ya merak.
Portekiz'e ne dersiniz?
Zaman zaman önünden geçeriz ama Dolmabahçe'ye gitmek gelmez aklımıza. Galata Kulesi'ne kaç kere çıktınız? Topkapı Sarayı'nı göreniniz var mı? Bilmiş bilmiş sorduğuma bakmayın benim de gezmişliğim yok henüz hiç birini.
Denizli'de yaşadığımız dönemde biz merakla Pamukkale'ye giderdik her fırsatta. Ama orada doğduğu halde Pamukkale'yi görmeyen arkadaşlarım vardı benim. Biz kalıcı değildik, gitmeden görmeliydik. Oysa Pamukkale onlarındı. Yanı başlarında.
Anadolu'da geçerken çocukluğum ben hep İstanbul'luydum onlar için.
İstanbul doğduğum şehirdi benim, gördüğüm, bildiğim... Ve bir gün temelli döneceğim.
Ama onların hayaliydi ve ben onların hayalini her haliyle biliyordum. İstanbul benim için İstanbul'du sadece ama onlar için sihirli bir şehir.
Büyük şehirdeki bıkarak kalabalıktan hep dingin köy hayatını düşlerken, çiftlik hayali kurarken, çift süren çocuk koca şehirde olmanın hayalindedir.
Dedik ya uzaktaki her zaman kıymetlidir. Ama önemli olan uzaklar yakın olduğunda büyünün bozulmamasıdır.

16 Temmuz 2009

MMM => Müzikalci Marilyn Manson

Son zamanlarda 'This is Halloween' şarkısını duyduktan sonra diğer parçalarını da dinlemeye başlamıştım.Ve sabah internete girdiğimde,MM ile ilgili bir haber görüp onun hakkında yazayım dedim..(:
Peki Marilyn Manson'ı aramızda tanımayan var mıdır?. Sanmıyorum.. Ama hayatında ilk defa bu ismi okuyanlar için kısacık bir bilgilendirme yapayım.


Marilyn Manson ;
ABD'li bir müzisyen.Gerçek adı Brian Warner.Müzik türü rock - metal.. Alternative metal diyelim.Daha çok dış görünüşüyle ilgi çekiyor;ama şarkıları da hiç fena değil hani (:
Her neyse biraz önce yazdığım 'This is Halloween' , The Nightmare Before Christmas'ın(O filmi izlemeyen varsa tavsiye ederim gerçekten çok güzeldir) sound trackidir .Cover mıydı yoksa ilk olarak kendi mi söyledi tam bilmiyorum.
MM, şimdiye kadar müzik dışında film ve kitap dünyasında da çalışmalar yapmış.İlk rolünü David Lynch'in Kayıp Otoban filminde almış.Onun dışında The Hearth is Deceitful Above All Things da oynamıış. Hmm .. Micheal Moore 'un Bowling for Columbine adlı filminde oynamış çünkü (bunu bilmiyordum) Columbine Katliamı'nın sorumlularından biri olarak MM'i de göstermişler.
Gel gelelim müzikal işine.
Gothic Cinderella

Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi MM, bu filmin başrolünü oynaması için Harry Potter filmiyle tanınan Emma Watson ile çalışmak istemiş.Bu film Emma için Harry Potter serisi dışında çalıştığı ilk profesyonel projeymiş. Evet bence de öyle Harry Potter dışında başka bir filmde görmedim hiç onu. Hatta bir ara sırf bu yüzden Harry Potter filminden ayrılmak istiyormuş gibi bir şey duymuştum.İşte hayatının sonuna kadar Harry Potter'daki küçük kız olarak tanımak istemiyor muymuş neymiş,o tür bir şeylerdi.Ama herkesin de gördüğü gibi, ayrılmadı. Serisinin altıncı filmi Melez Prens de dün vizyona girdi,ben henüz izleyemedim ama en yakın zamanda izleyeceğim. Neyse konuyu saptırmayalım. Okuduğum habere göre Marilyn Manson filmin yapımcılığını üstleniyormuş.Fakat yönetmenliğe ya da sound tracklere ne kadar katkıda bulunacağına dair bir bilgi yokmuş.

Filmi merak ediyorum doğrusu. Gothic Cinderella (: . Benim de aklıma gelirdi hep böyle şeyler. Gothic Mermaid falan :D . Ama tabii o tür bir filmin yapımcılığını yapmaya ne yaşım ne de başım yeter herhalde :P Belki ilerde derim ama ilerde de MM özentisi diye çıkmayalım TVlere :P . Her neyse benden bu kadar.
İyi okumalar (: